TACS  Delivers the Insight and Vision on Technology for Strategic Decisions

Serbest Piyasa

       
Home ] Up ] TACS Hizmetleri ] TACS Yetkinlikleri ] TACS Pazarları ] TACS Hakkında ] Görüş ve Haberler ] Bağlar ] İçerik ] Ara ]
Yuzde Bir ] Türkiye Çelişkileri ] Avrupa'nın neresindeyiz? ] Türkiye’nin Dış Borçları ] Borç Faizi ] RTE 2002-2007 ] Milli Gelir ] Türkiye Ekonomisi 2008 ] 2009-2010'da Ekonomi ] Stagflasyon Slumpflasyon ] Batı ve G-20 ] Washington Uzlaşısı ] [ Serbest Piyasa ] Stratejik Öngörü 2023 ] Türkiye Ekonomisi 2050 ] Kapitalizm ] İtirafsız Dersler ] Liberal Ekonomi ] Borsa Nedir? ] Liberalizmden Toplumculuğa ] Sorun ve Çözüm ] Ekonomik Gelişim ] IMF ] Kapitalizmin Gelecegi ] Bilgi Ekonomisi ] Yüksek Teknolojik Üretim ] Pardus ] DYSG ] Gümrük Birliği ] Konut Ekonomisi ] Turizm ] TSK 500 ]
 



 

Up

Serbest Piyasa Kimin İçin Serbest?
   
   

   
   
Amerika, mali piyasaları kullanarak kriz öncesinde yapay bir talep artışı yarattı. Sistem, harcamanın artmasına yöneliktir. Normalde harcamanın reel satınalma gücü ile sınırlı olması gerekir. Ama kapitalist piyasa mekanizmasının kimilerine kazandırılabilmesi için, bu sınırların kat kat aşılması kaçınılmazdır.

- Mali piyasalar, satınalma gücü kısıtlı olan kesimleri de güçlerinin üzerinde harcamaya yönelttiler.

- Küresel sistemdeki, “başkalarının satın alma gücü de kullandırıldı”.

- Türkiye’de, kredi kartları ile, “insanlara satın alma güçlerinin üzerinde harcama yaptırılması benzeri” bir mekanizma işletildi.

İlk başta bankalar, mal ve hizmet satan şirketler, bol bol reklam alan medya kuruluşları kazançlı görünüyorlar. Herkes halinden memnundur.

- Canlı ve bu canlılık yüzünden spekülatörleri cezbeden bir piyasa…

- Hormonlu olarak sağlanan yüksek büyüme hızları… Ve sonra patlayan balonlar. Türkiye’deki balon Amerika’daki krizden çok önce patladı. Bunu, oligarşinin piyasasında değil, “köylünün, işçinin, esnafın, memurun satın alma gücünde gördük”. İşsizlik son iki yıldır artmaya başlamıştı. ‘KOBİ’ler yavaş yavaş eriyorlardı.

Türkiye’deki serbest piyasanın düzeni de, uluslararası ekonomi karşısındaki konumu da “ekonomiyi çökertmeye yönelik çalıştı, çalışıyor”.

- Sanayide, tarımda yatırım yapılmadı. Yapılanlar, “ya arazi rantına, ya da ithalata yönelik yatırımlar”.

- Yerli sanayiciler fabrikalarını sattı veya yıkarak, alışveriş merkezi açtı.

- AKP iktidarı döneminde 50 milyar dolarlık kamu tesisi özelleştirildi, elden çıkarıldı. Şimdi sıra ormanlara geldi.

- Türkiye piyasası, AB ile yapılan tek yanlı anlaşmalar sonucu, AB ve Batı kapitalizmi tarafından yönetilen “bir arka bahçe” konumuna sokuldu.

Türkiye bugün imalat sanayii ürünleri ithalatında dünyada en düşük vergiyi, Gümrük Birliği yükümlülüğü yüzünden uyguluyor(*). Yönetimler “haksız rekabet koşullarını elleriyle hazırlıyorlar”.

Buna karşılık Türkiye’de enerji fiyatları dünyanın en yüksekleri arasında. Plan yok, program yok, altyapı desteği yok. “Politikasızlık politikası”, özellikle seçilmiş gibi.

AB, 1993’te adını AT’den AB’ye dönüştürüp tam bütünleşmeye karar verince belgelerine şunu yerleştirmiş: “Bazı ülkeler tarımdan sanayiye geçerek bizimle rekabete başladılar; bunun telafisi için gerekli önlemleri almak zorundayız”(**).

Kastedilen “Asya kaplanlarıydı”. Batı kapitalizmi uluslararası piyasalarda rakip istemez, engellemek için gereken her şeyi yapar. “Serbest piyasa”, sadece kendilerine özgürlük veren bir yaklaşım içinde algılanır.

2000’li yıllarda “tarife dışı engellemeleri”, en yoğun olarak AB ve ABD uyguluyor.

AKP’nin politikasızlığı mı?

Batı ülkeleri ile karşılaştırıldığında “politikasızlık” gibi görülen iktidar uygulamalarının gerisinde, “farklı bir politikanın bulunduğunu” görüyoruz.

Evet bir makro (ulusal) plan ve politika yok ama, uygulamalarda ilginç bir ortak çizgi bulunuyor. Bu duruş, ABD ve AB’nin talepleri ile örtüşmektedir. Nedir bunlar?

- Her şeyin özelleştirilmesi ve “işlerin piyasaya devredilmesi”.

- “AB süreci adı altında”, Türkiye’nin AB’ye bağlanması. Aynı şekilde, IMF ve Dünya Bankası ile “bağımlılığı öngören bir ilişki düzeninin” kurulması.

- Batı kapitalizminin dev tekellerine “çok özel olanakların sunulması”.

Bu sayılanlar bir bütünün parçalarıdır ve AKP’nin, “çok özel bir politikasının bulunduğunu gösteriyor”.


Prof. Erol Manisalı

(*) World Development Indicators, World Bank, 2008, sayfa 340-341
 
   
   
   
 

TACS
 


 
 
   

 

Home ] Up ]

 

Copyright © 1997-2014 TACS
Last modified: July 13, 2016

The Best Networks Start with the Best Consultants, TACS