TACS  Delivers the Insight and Vision on Technology for Strategic Decisions

İtirafsız Dersler

       
Home ] Up ] TACS Hizmetleri ] TACS Yetkinlikleri ] TACS Pazarları ] TACS Hakkında ] Görüş ve Haberler ] Bağlar ] İçerik ] Ara ]
Yuzde Bir ] Türkiye Çelişkileri ] Avrupa'nın neresindeyiz? ] Türkiye’nin Dış Borçları ] Borç Faizi ] RTE 2002-2007 ] Milli Gelir ] Türkiye Ekonomisi 2008 ] 2009-2010'da Ekonomi ] Stagflasyon Slumpflasyon ] Batı ve G-20 ] Washington Uzlaşısı ] Serbest Piyasa ] Stratejik Öngörü 2023 ] Türkiye Ekonomisi 2050 ] Kapitalizm ] [ İtirafsız Dersler ] Liberal Ekonomi ] Borsa Nedir? ] Liberalizmden Toplumculuğa ] Sorun ve Çözüm ] Ekonomik Gelişim ] IMF ] Kapitalizmin Gelecegi ] Bilgi Ekonomisi ] Yüksek Teknolojik Üretim ] Pardus ] DYSG ] Gümrük Birliği ] Konut Ekonomisi ] Turizm ] TSK 500 ]
 



 

Up

İtirafsız Dersler
   
   

   
   
Merakla beklenmekteler ama, henüz itiraf etmeye yanaşmış değiller.

Kimler mi?

Yaklaşık çeyrek yüzyıldır halk yığınlarının beyinlerini yıkayanlar, "Küreselleşen dünyada artık planlama yok, kuralsızlaştırma var; yeryüzünün dört bucağında cirit atacak olan büyük sermaye herkese refah getirir" deyip ulus-devletin kendi halkını korumaya kalkmasını çağdışı sayanlar.

Onlar, hiç değilse şu günlerde, "Yanılmışız, monetarist politikaların tüketimi arttırıp üretimi kamçılayacağını, yatırım, istihdam, bolluk ve ucuzluk getireceğini sanıyorduk; şimdi Atlantik ötelerinden eserek Avrupa üzerinden üstümüze gelen bunalım yanıldığımızı gösteriyor" demeli ve bu itirafın ardından bugüne kadar söylediklerinden farklı çareler düşünmeye başlamalıydılar.

Hayır, öyle yapmak şöyle dursun, yine aynı teranelerin çemberinde dikiş tutmayacak önlemlerle dönüp durmaktalar. Farkında değiller ki, ABD'de ve İngiltere'de uygulanmaya başlayan "banka kamulaştırma" girişimleri bile evrensel denen ekonomik formüllerin iflası anlamına gelmektedir.

Olanlardan dersler çıkarıp politika değişikliklerini düşünmek için ille de küresel kasırganın vurmasını beklemek mi gerekir? Yenileştirilmiş bir plancılık anlayışıyla karma ekonomiye dönüşe geçmenin zamanı gelmemiş midir?

Vaktin geldiği belli olduğu halde, hâlâ "Reformlar yapılsın" diyerek IMF ve AB "çipa"larının yenilenmesini "reform" sayanlar bile var. Neredeyse, yapılması gerekenlerin tam tersini yapmaya başlayacaklar. İstanbul'dan ülkeye mesaj verenlere bakarsanız, kalan özelleştirmeler hızla tamamlanmalı, dıştan gelen öğütlere karşı çıkan bürokratların direnişleri kırılmalıdır.

Oysa kalan kamu bankalarının satılmasından ya da yabancı katılımlara açılmasından söz eden ağızların artık kapanması, Halk Bankası'nın, Ziraat Bankası'nın üzerinden özelleştirilme heyulasının kalkması, yaklaşan kasırgada dik durabilecek ulusal kurumların güçlendirilerek ayakta tutulması gerekiyor.

Şimdiki küresel bunalım Batılı büyük kapitalist sistemlerin kendi yöntemleriyle hafifletilse ve sonuçta atlatılsa da, bunalımın Türkiye'ye verdiği ürperti bile iktidarın ve hatta anamuhalefetin ekonomiye ilişkin söylemlerini değiştirmeleri için yeterli sayılmalıdır. Bu ülke hep o sistemlerdeki hastalıkların korkusuyla tedirgin yaşamaya mahkûm edilmemeli.

Kemalist Cumhuriyet İzmir Kongresi'yle belirlenen ve hep süreceği düşünülen ekonomik politikayı 1929 bunalımının ardından değiştirmeyi becermiş ve mecalsiz Anadolu'yu beşer yıllık sanayi programlarının devletçi yatırımlarıyla kalkındırmaya geçme cesaretini göstermişti. Elbet geçmişte yapılanların şimdi aynen yapılması söz konusu değildir; ama aynı cesaretin şu sıra planlı bir karma ekonomi çerçevesinde kamusal ve özel kesimlerin seferber edilmesi için gösterilmesini savunmak çok mu yanlıştır?

M. Soysal

   
   
   
 

TACS
 


 
 
   

 

Home ] Up ]

 

Copyright © 1997-2014 TACS
Last modified: July 13, 2016

The Best Networks Start with the Best Consultants, TACS